LilySlim Weight loss tickers

LilySlim Weight loss tickers

17 Ocak 2011 Pazartesi

Feneryolu taksi

Feneryolu’na taşındık sonunda. Ölçeğimiz küçüldü, mahalle tadını da ha yakaladık, ha yakalayacağız. Kameriye yapmışlar zamanında buralara, oturduğumuz apartman dairesi ona bakıyor. Pek güzel, yemyeşil.
Evi döşeli olarak kiraladık yine, Etiler’deki gibi. Kendi mobilyalarımızı daha sonra getirip başka bir eve geçeceğiz yaza doğru.

Yeni evimizden ofise gideceğim ilk sabah, bir taksi durağı telefonu bulabilmek için buzdolabına başvurdum, ev-vet: Bir önceki kiracı bana “Feneryolu Taksi Durağı”nın telefonunu bırakmıştı. Yaşasın!

Gelen şoför ile ofise kadar lak lak ederken, mahalleye yeni taşınmışsam madem onların durağının telefonunu nasıl bulduğumu sordu. Ben de buzdolabının sihrinden bahsettim. Adamcağız birden arkaya dönüp, “Sizden önceki kiracı size buzdolabını da mı bırakmış???” dedi.
Hay Allah, eşyalı ev detayına girdik mecburen sabah sabah!
Akıllı soru derim ben buna.
Şimdilik Feneryolu Taksi Durağı’ndan memnunum, evet. :)

21 Aralık 2010 Salı

Dolmuşa bindim geçen akşam Feneryolu'ndan. Caddebostan- Taksim: Beşiktaş'ta inip eve gideceğim. O hatta akşamları pek rağbet olmuyor gözlediğim kadarı ile, yine iki yolcu, bir şoför tıngır mıngır gidiyoruz köprüye doğru. Altunizade çıkışında trafik sıkışık, şoförümüz sağa kırıyor direksiyonu: "Kısıklı Caddesi" diye okuyorum tabelada, bir yandan da "Trafik sıkışık tabii, şimdi daha ilerde bir yerden çıkacağız köprüye besbelli..." diye de düşünüyorum.
Yarım kilometre yol gittikten sonra, şoförümüz beni hayal kırıklığına uğratıyor:
"Yanlış yola mı girdim ben?"

16 Aralık 2010 Perşembe

İstanbul'a taşınalı nerdeyse bir yıl olacak sevgili günlük, ama ancak fırsat buldum seni ziyaret etmeye...Elbet telafi ederim, telaşa mahal yok.
Bu ayın başından beri her sabah Etiler'den Libadiye'ye gidip geliyorum, toplu taşım araçları ile, epey anı biriktiriyorum. Bu sabah Acibadem durağında metrobüsten indikten sonra benimle aynı yöne yürürken bir yandan yeşil bir alışveriş arabasını sürükleyen kızıl saçları kısacık bir kadın gördüm. Acıbadem yönüne gidebilmek için yaya üst geçidinin merdivenlerini çıkmamız gerekiyordu. Annemle pazar arabası taşıdık yıllarca Ankara'da, ben de kavrayıverdim kadının alışveriş arabasının altındaki rodu. Birlikte çıkardık yukarı. Teşekkür etti, selamlaşıp ayrıldık.

Bütün gün çalıştım, türlü çeşitli saçmalıkla boğuştum; hele öğleden sonra bir de sıkıldı canım. Akşam vakti bastıran yağmur da cabası. Kara kara düşünürken eve nasıl döneceğimi, henüz deneme fırsatı bulamamış olduğum metrobüs geldi aklıma. Bu akşam da sabah yolculuğunun tam tersini yapayım, dedim. Acıbadem durağına geldim, tam yaya üst geçidinden aşağı incektim ki, merdiven başında tanıdık bir yüz: Kızıl saçları kısacık bir hanım ve yeşil alışveriş arabası, bencileyin "karşı" yolcusu!


Matrak bir selamlaşmanın ardından indirdik durağa arabayı birlikte, teşekkür etti yine. Hayatın tuhaf ve gülümseten tesadüflerine gülümseyerek ayrıldık, ben Zincirlikuyu'ya, o Edirnekapı'ya.